Çocuk Cinsel İstismarı Sonrasında Pozitif Aile Tutumlarının İyileşme Üzerindeki Etkisi
DOI:
https://doi.org/10.47646/CMD.2025.355Anahtar Kelimeler:
Çocuk cinsel istismarı, pozitif aile tutumları, travma sonrası stres bozukluğu, iyileşmeÖzet
Çocuk cinsel istismarı (ÇCİ), çocuğun gelişimsel, psikolojik ve sosyal işlevselliğini derinden etkileyen en ciddi travmalardan biri olarak tanımlanmaktadır. Literatürde, ÇCİ’nin yalnızca çocukluk döneminde değil, yetişkinlikte de depresyon, anksiyete, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), madde kullanımı ve kişilerarası ilişkilerde bozulma gibi çok yönlü sonuçlara yol açtığı ortaya konmuştur. Bununla birlikte, son yıllarda yapılan araştırmalar pozitif aile tutumlarının sonucu olarak ortaya çıkan aile desteğinin bu olumsuz etkileri azaltmada kritik bir koruyucu faktör olduğunu vurgulamaktadır. Özellikle destekleyici iletişim, koşulsuz kabul, suçlayıcı olmayan yaklaşım, duygusal regülasyona destek ve profesyonel yardım arayışına açıklık, mağdur çocukların psikolojik iyileşme süreçlerini kolaylaştıran temel pozitif aile tutumları arasında yer almaktadır. Bu derleme, çocuk cinsel istismarı sonrasında pozitif aile tutumlarının iyileşme üzerindeki etkilerini mevcut literatür ışığında incelemeyi amaçlamaktadır. Bulgular, pozitif aile tutumlarının çocuklarda güven duygusunun yeniden inşasına, özsaygının güçlenmesine, olumsuz benlik algısının onarılmasına ve sosyal uyumun artırılmasına önemli katkılar sunduğunu göstermektedir. Ayrıca, Türkiye bağlamında ailelerin istismar öncesi ve sonrası süreçte bilgilendirilmesi, psiko-eğitim programlarına erişimin artırılması ve profesyonel destek mekanizmalarıyla işbirliği yapmalarının gerekliliği öne çıkmaktadır. Kurumsal düzeyde ise multidisipliner ekiplerin etkin kullanımı, travma-bilinçli yaklaşımların yaygınlaştırılması ve damgalamayı azaltıcı toplumsal müdahaleler, çocukların ve ailelerin iyileşme süreçlerini destekleyici kritik unsurlar olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak, aile tutumlarının yalnızca bireysel değil, aynı zamanda ekolojik bir çerçevede ele alınması, ÇCİ sonrası iyileşmeye yönelik politika ve uygulamaların geliştirilmesi açısından temel bir gereklilik olarak öne çıkmaktadır.

